Wednesday, December 6, 2006
İnsan, kendisi, ve çevresi...
Bazen durmak istiyor insan, sadece durmak ve susmak. Etrafında olanları izlemek, onları izlerken içten içe anlamları içindeki anlamsızlıklarına gülmek. Gitmek istiyor insan, kaçmak istiyor bu anlamsızlıkların hüküm sürdüğü bu yerden, olduğu yerden başka diyarlara. Ama nafile, nereye gidersen gitsin, “kendini” de götürüyor insan, gittiği yer yine “olduğu yer” oluyor. Ordan da kaçmak istiyor zamanla, kısır bir döngüde takılıp kalıyor, hiç çıkma şansı olmayan dipsiz bir kuyu gibi. Mutlu olmaya çalışıyor insan olduğu yerde, o da nafile, boş hayeller peşinde koşmak gibi. Mutlu olamıyor insan, çünkü nereye giderse gitsin, hep “geride bıraktığı” birşeyler yada birileri var mutlaka. Onları da alıp götüremiyor yanında gittiği yere. Götürse de gittiği yerin geldiği yerden farkı kalmıyor. Kaçamıyor insan, ne kendinden, ne çevresinden. Kaçtığı yerde de çevresi oluyor çünkü. İnsan dediğin insan gibi olmalı, mutluluğu da mutsuzluğu da ne büyütmeli, ne de küçültmeli. Olduğu gibi olmalı insan, yaşadığını yaşadığı anda anlamalı, ileriye bakarak hareket etmemeli, geriye bakarak ileri gitmemeli. Ama yapamıyor insan, gözlerini kapatamıyor, önüm-arkam-sağım-solum-ebe-sobe gibi. Açık tutmak zorunda gözlerini, görmek zorunda başına gelmişleri ve gelecekleri. Açık gözleriyle de ya yanına, ya önüne yada arkasına bakıyor insanın, istemeden bakıyorum dediğine bakmayın siz, insan içten içe istiyor aslında. Özlüyor geçmişini, yada istiyor geleceğini, ama zamanı değiştiremiyor insan, sadece bekleyebiliyor olduğu yerde. Kendini kendinden kurtaramıyor insan, bütün bunları düşünse bile insan kendini kandırmaktan öteye gidemiyor. Geçmişi ağırlığı taşınamayacak bir gölge gibi ağırlığı devamlı artarak, sürüklenerek geliyor insanın peşinden. Boynunu büken, içini çürüten, gözlerini ağrıtan yük peşinde olmazsa olmaz insanın. Ne de olsa insan, ne yapabilirki? Gelmişi de onun, geçmişi de onun, geleceği de keza öyle. Kopartamıyor, koparttıramıyor insan kendini bunlardan. Tek çare kalıyor insan için, ne yapıyorsan onu yap, en iyi şekilde yap. Öyle yap ki, sen kendinden, halinden, geçmişinden ve geleceğinden memnun olmasan bile, başkaları senden ve halinden memnun olsun.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment