Dostluk. Günümüzün insanı için aslında belki sanıldığından çok daha fazla öneme ve değere sahip olması gereken bir kavram. Birçok insan bu kelimeyi oldukça fazla kullanırlar, ancak dikkatli dinlenecek olunursa, rahatça görülebilirki bu insanlar aslında bu güzel kelimeyi kendi anlamı dışında kullanmaktadır. En basit örnek olarak “Naber dostum” yada “Dostum iyimisin?” türünde kullanımlar gösterilebilir. Ancak durun bir düşünün lütfen, gerçektende “dost” kadar yakın olduğunuz bir insana siz bu şekilde hitap edermisiniz? Benim kişisel görüşüme göre bu tür “dostum” laflı yaklaşımlar tamamen sunni bir yakınlık ortamı yaratmaya yöneliktir. Tabiiki bu genelleme asla herkesi kapsayan bi türde değildir. Zira kimi insanlar vardır, bu kelimenin kullanımına alışmıştırlar, onlar için doğaldır bu kelimeyi kullanmak, karşısındaki kişi gerçekten dost olsa da, olmasa da. Yapay bir sınıflandırma oluşturacak olursak en alttan en üste, dostun oldukça yukarılarda yer aldığını kolayca görebiliriz : Yabancı – Tanıdık – Sıradan Arkadaş – Arkadaş – Yakın Arkadaş – Dost – Aile. Düşünsenize, aileden hemen sonra gelen bir kavram, hatta kimi insan için (ki ben bunlardan biriyim) ise aile ile içiçe bir kavram. Ne acıdır ki çoğu insan gerçek anlamda bir dosta sahip bile olamadan hayatlarını geçiştiriyorlar. Peki dost-dost-dost dedik, dost dediğimiz nedir? Ne yapar? Bir kişinin dost olup olmadığı nasıl anlaşılır? Bunlar işte çok merak edilen, ancak aslında tam olarak bir cevabı bulunmayan sorulardır. Yinede biraz açıklamaya çalışayım kendi düşüncelerime göre.
Öncelikle, dost dediğiniz insanla aranızda bir zaman bağı yada süreci gerekmez, yani 1 yıldır tanıdığınız bir insan da dostunuz olabilir, 10 yıldır tanıdığınız biri sadece arkadaşınız olarakta kalabilir. Dostluk zamana bağlı olarak gelişen birşey değildir, ancak yinede belirtmek gerekir, uzun yıllara dayanan dostluklar daima daha sağlamdır kısa süreli olanlara kıyasla.
Dost dediğiniz insan sizi tamamıyla olması imkansız olsa bile başka insanların bilemeyeceği birçok yönden ve açıdan sizi bilebilmeli, içinizden geçenleri okuyabilmeli, ne hakkında nasıl düşündüğünüzü az çok kestirebilmeli; kısacası kendisini sizin yerinize koyup olaya sizin açınızdan bakabilmeli.
Dost dediğiniz insan birşey yaparken, gerek sizin için olsun, gerek ortak bir amaç için olsun, sizin hakkınızda ne düşünüyorsa bunu açıkça ve asla çekinmeden söyleyebilen kişidir. Gerçek bir dost size hiç düşünmeden (eğer bir konuda gerçekten öyle hissediyorsa) “sen aptalsın” gibi (veya tabii ki çok daha ağır versiyonlarını) söyler. Sizin iyiliğinizden başka birşey istemez, eğerki size karşı bir hatası olursa bunun için ya derhal özür diler, yada durum fazla ağırlaşmadan o hatayı usulca ortadan kaldırır, ve sonrasında gelir size olanları gerekçeleriyle anlatarak yine özür diler. Gerçek bir dost asla sizden habersiz bir şey yaptıktan sonra sizi habersiz bırakmaz, geç de olsa, sizi daima bilgilendirir, olan yada oluşan durumlardan size haber verir.
Gerçek dostluk o kadar güçlü bir bağdır ki çoğu insanın gerçek bir dosta sahip olmamasının aslında geçerli sebepleri vardır. Dostluk, beraberinde çok büyük yükler getiren bir olgudur. Kendinden başka bir insanı en az kendin kadar sevebilmek demektir. O insan için ne gerekiyorsa yapmayı göze alabilmek demektir. O insan üzüntülü yada sıkıntılı olduğunda ister istemez bilinçaltında sizinde üzüntülü, sıkıntılı olmanız demektir. Dostunuz olan bir insan, siz ondan bir ricada bulunduğunuzda asla çemkirmez, yada kendi içinde bulunduğu durum nedeniyle biraz zorlanacağını bilse bile bunu size o anda hissettirmez, ve ricanızı hissettirmeden gerçekleştirir, sonradan size olanları anlatır, ve yukarda da yazıldığı gibi, içinden geçenleri asla sizden sakınmaz, içinden ne geçiyorsa, ne kadar şiddetle geçiyorsa, aynısını size iletir.
Dostluk öyle hafife alınacak birşey değildir, heleki “cepte” sayılabilecek birşey hiç değildir. Bir dosta sahipseniz, aranızdaki bağ zaten belli bir mukavemeti aşmış demektir, ama bu demek değildir ki bu sonsuza kadar böyle sürer siz bir şey yapsanız da yapmasanız da. Dostum dediğiniz insan sizin için bir kardeş gibi olmalıdır, onunla güzel vakit geçirirken, kavga ederken, görüşememezken yada çok sık görüşürken, farketmemeli, daima hayatınızın ortasında olmalı. Benim bir dostum var diyebilmek, onun sizin ne kadar önemli olduğunu bilmeniz, ve bundan korkmanız demektir. Çünkü bir dosta sahip olmak, hayatınızda eşiniz (ve tabi daha ilerde çocuklarınız) olacak insandan sonra kesinlikle en önemli yere sahip olacak olan insandır. Benim için dost demek bunlara sahip olabilmek demektir, bunlara sahip olan birine sahip olmak demektir. Ve ne mutlu bana ki benim bir dostum var, dostlarım var. Kardeşim, alemine diğer kralı, sana saygılar...
Thursday, December 7, 2006
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment