Monday, February 12, 2007
Alışmak
İnsann kendisiyle olan en büyük duygusal çatışmalarından biridir “alışmak”. O kadar çok farklı sebebi olabilen, bir o kadar da fazla sonuca gidebilen başka bir duygu yoktur muhtemelen. Kimi insanlar için güzel bir şey olmasına rağmen, bazı insanlar da tam tersi etki yaratmaktadır alışkanlık durumu. İlişkilerde “alışkanlık” kavramı ise başlı başına bir ders konusu olması gerekir aslında. İlişkilerde genelde gözlemlenen durum, belli bir süre ve safha geçtikten sonra karşılıklı bir “alışmışlık” periyodunun başladığıdır. Bu ilişkilerde bir nebze korkulan ve istenmeyen birşey olmakla beraber aslında objektif olarak bakıldığında o iki insanın birbirilerine olan yakınlığı sonucu oluşmuş, birbirilerini “kabullenme” duygusudur. Tabii belirtmek gerekir ki ilişkilerde istenmeyen şey bu kabullenme duygusu değil, bu duygunun sonucu ortaya yavaş yavaş çıkmaya başlayan durağanlaşma, yeniliklere kapanma ve sürekli eskileri tekrarlamaya başlama sürecidir. Bu şekilde söylendiği zaman pekala kulağa itici geliyor değil mi? Peki o zaman bir de şu açıdan bakmayı deneyelim : alışkanlık safhası olduğunda o ilişkinin iki tarafı da aslında kendileri açısından gerçekten mutlu oldukları bir dönemdeler, yaptıkları herşeyde son derece mutlular ve bu yaşadıkları mutlulukları (ve dolayısıyla bu mutluluğu yaratan olay ve süreçleri) kendi bireysel ve birliktelik hayatlarına entegre ederek olağan hale getirme sürecidir aslında “alışmışlık periyodu”. Böyle düşününce daha bir alımlı, daha bir hoş geliyor değil mi? Peki o zaman doğrusu hangisi? İkisi birbirine zıt görüşleri savunan (alışkanlık periyodu güzeldir / güzel değildir) tezler, ama düşününce ikisi de doğru; mu? Alışkanlık bence çok güzel birşeydir bir birey için; kendini rahat, huzurlu ve güven dolu hissetmenin dışında birlikte olduğu kişiye olan sevgisinin herhangi bir olay yada duruma bağlı olmaksızın sadece o duyguyu o insana “o” kişi olduğu için beslediğinin farkına vardığının göstergesidir (ve doğal olarak tam tersi de geçerlidir). Ama hepimizin bildiği gibi, her ying’in bir yang’i vardır, ve ilişkilerdeki alışkanlık safhası da farklılık göstermez bu durumda. Alışkanlık safhası çok güzel olmasına rağmen aslında çok büyük riskleri beraberinde barındırır aslında. Çok basit bir örnekle açıklayacak olursak : bir kavanoz düşünün, bu kavanoz sizin kalbiniz yada ruhunuz olsun. İçine koyacağınız sıvı da ilişkinizdeki safhanız olsun. Şimdi, kavanozun içine su koyduğumuzu düşünün, bu ilişkinin başlangıç safhaları olur, zira kavanozu boşaltmak istediğimizde içinde sadece birkaç su damlacığı kalacaktır, ve içine başka bir şeyle doldurmanıza engel teşkil etmeyecektir. Şimdi ise alışkanlık döneminin getirdiği riskleri gözlemlemek amacıyla o kavanozun içine reçel koyalım. fark edeceksinizdir ki reçel boşaltılmak istendiğinde sağına soluna yapışacaktır kavanozun. Akıcılığı az olmasına rağmen (a.k.a çok fazla alışmamış olmanıza rağmen) sulu haline nazaran kavanozun içinde çok daha fazla kalacaktır. Ayrıca başka bir şey koymak istediğiniz zaman kavanozun içine, tam olarak o koyduğunuz şey olmayacak içinde, tamamen reçelden arınması zaman alacaktır. Bir de bu reçelin kıvamını iyice yoğunlaştırdığımızı düşünün; boşaltılmak istendiğinde daha çok kalacak, başka şey konmak istendiğinde daha çok bulandıracak, tamamen temizlenmesi daha çok vakit alacak; sanırım ne demek istediğimi az çok anladınız… Alışkanlık yaşarken çok güzel bir duygudur, ama olaki ayrılık gibi bir karar aşamasına gelirseniz, başınız epey bir yanacaktır emin olun. Ancak bu demek değildir ki olabileceklere karşı duyduğunuz korkudan ötürü ilişkilerinizde alışmamaya çalışın karşınızdakine, zaten alışkanlık istenerek yaşanan bir şey değildir, “hadi alışayım bari” deyip insan kendini öyle hissedemez. Ancak alışmayı başladığı zamanı hissedebilir. Benim naçizhane tavsiyem, eğer zaten kafanızda soru işaretleriniz var ise karşınızda insanla ilgili, bence alışkanlık çok yer etmeden kalbinizde, ya soru işaretlerinizi bir an önce tamamen çözümlemeye bakın, yada kavanozunuzun içindeki sıvı koyu kıvamlı reçel olmadan içindekileri boşaltın. Emin olun, ben o hatayı yaptım, ve cezasını çektim, siz bana güvenin siz o cezayı çekmeyin…
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment